Dr. Metin TULGA
0 535 641 76 26
LİSELİ BİR SPORCUNUN ROMANI

LİSELİ BİR SPORCUNUN ROMANI.

   (SPOR ,SAĞLIK ve BAĞIŞIKLIK)

Önsöz:

Mert babasının görevi nedeni ile yurdun çeşitli yerlerinde yaşamış ve eğitimini   sürdürmüştür Anadolu’nun kısıtlı olanakları içersinde spor yapabilme şansına ulaşabilen nadir gençlerimizden biridir. Bu konuda başarılı olabilmesinin en önemli etkeni babasının sporcu bir asker olması kadar çalıştığı il ve ilçelerde daima gençlerin sportif alanlarda yetiştirilmesinde görev alışıdır. Aynı zamanda iki yaş büyüğü ağabey ininde aktif sporcu oluşu ve iki kardeşin her alanda birlikte çalışabilmeleri ve partner oluşturabilmeleri

Yetişmelerinde en önemli unsurların başında yer alıyordu. Sağlıklı bir yaşam sürdürme gayreti içersinde bulunan liseli genç bu şansı ailesinin desteği ve kendi gayreti ile bulabilmiştir. Mert’in spor hayatı doktorun hayatı ile devam etmektedir. Mert ile doktorun sohbetleri ve bu sohbetlere arkadaşlarının ve ağabeyinin zaman zaman katılımları sporcu sağlığı Sağlıklı yaşam konularında gençlerin aydınlatılabilmesini sağlamak için düzenlenmiştir. Sıkıcı bilimsel anlatımlar ve açıklamalar yerine gençler tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için roman akışı içersinde meraklı gençlerin sporcu bir doktorla sohbeti biçiminde anlatılmaya çalışılmıştır.  Son yıllardaki bilimsel gelişmeler sporun insan sağlığında çok önemli olan rolünü insanların erken ölümlerine neden olan kalp damar hastalıkları ve kanserin önlenmesinde özellikle odaklandığını göstermektedir. Buna rağmen ağır spor çalışmalarının eğer yeterli bir program içersinde yapılmıyor ve gerekli önlemler alınmıyorsa insan sağlığında olumsuz sonuçlar doğurabileceği tıbbi yayınlarda görülmektedir. Bu konulara roman dışında ayrı bir başlık içersinde değinilecektir. Son derece bilimsel konuları içermesi zorunlu olan bu çalışmamızı basit olarak anlatabilmenin zorluğu ortadadır. Buna rağmen bilimsel içeriğini kaybetmemek için gereksiz basitleştirmelerden kaçınılmıştır. Toplumumuzdaki kültür seviyesinin yükselmesi ve geniş halk kitlelerinin bilimsel sağlık konuları ile ısrarla ilgilenmeleri bizi bu konuda cesaretlendirmektedir. Eksikliklerimiz ve hatalarımız için özür diliyorum gelecek sorular ve eleştiriler ışığında daha iyisinin olabileceğine inanıyorum.

Saygılarımla. İstanbul 2005.

 

  Giriş:

Serin bir ilkbahar sabahı günlerden Pazar. Şehrin bakımsız stadyumunda birkaç genç görülüyor. Kimi pist üzerinde koşuyor kimi kum havuzunda atlamalar yaparken bir kısmı da gülle ve disk atma ile meşgul. Birkaç çocuk kültürfizik hareketleri yapmakta ama öğretici veya yönetici durumunda bir kimsenin bulunmadığı her çocuğun kendi olanakları ile çalıştığı dikkati çekiyor. Diğer birkaç genç ise stadyumun yer yer su birikmiş toprak sahasında top oynuyorlar. Bir gün evvel yağan şiddetli yağmurun etkisi ile koşu pistinin üzerinde çeşitli büyüklükte göller oluşmuş. Koşan çocuklar ya bu su birikintilerinin içersinden geçiyor veya slalom yaparak engeli aşıyor. Atlama yapan çocuklar kısmen çamura bulanıyor atma ile uğraşanlar ise her atıştan sonra daha da ağırlaşan gereçlerini temizlemek zorunda kalıyor. Çocuklar buna rağmen öylesine mutlu ki sıcak Anadolu güneşi, ıslak toprak kokusu, serin rüzgâr onları kendi iç dünyaları içinde kaybolmuş görünüyorlar. Ne okul yöneticilerinin nede beden terbiyesi bölge müdürlüğünün ilgisizliği onları rahatsız ediyor. Kendi spor giysilerini kullanıyorlar kendi gereçleri ile çalışıyorlar, büyükler, ustalar, küçüklere acemilere hocalık yapıyor. Sevgi saygı ve neşe içersinde işlerine bakıyorlar.

Mert lise birinci sınıfta okuyor. İlkokulun son sınıfı ile orta okulu Ankara da okumuş

Babasının Eskişehir de görev alması nedeni ile Eskişehir e gelmişler. Ankaranın cennet güzelliğindeki sayfiyesi Keçiören de 10 dönümlük bahçesi olan bir köşkte otururlarken şehir içersinde bir apartman dairesine yerleşmek mert ve ailesi için hiçte kolay olmamıştı.

 

Mert’in babası birinci dünya savaşına katılmış ağır yaralanarak İngilizlere esir düştükten sonra uzun yıllar hindi çini de yaşamak zorunda kalmış bir subaydı. Yurda döndükten sonra süvari ağır makineli bölük kumandanı olarak istiklal harbine katılmış İzmir’e ilk giren subaylardan biri olmuştu. Harp bitince macera severliği ve sporcu ruhu onu jandarma subayı olarak görev yapmaya yönlendirmişti. Çocuklarının da sağlıklı birer insan olabilmesi için daima bulundukları şehirlerde büyük bahçeli ev tutmayı yeğlemiş ek görev olarak beden terbiyesi bölge müdürlüğü ve lise askerlik dersleri ve kampları öğretmenliği görevlerini üstlenmişti. Mertin sporla olan tanışması babasının görevli olarak bulunduğu Yozgat ta başlamaktadır. Daha ilkokul çağında ağabeyi ile birlikte koskoca çeşitli meyve,  ağaçları ile dolu bahçelerinde ve boş arsalarda arkadaşları ile takımlar oluşturup çeşitli oyunlar ve spor etkinlikleri düzenliyor yaz tatillerinde babalarının yönettiği askerlik kamplarına katılıyor, kış aylarında ise kayak sporu yapıyordu. O tarihlerde bile Yozgat ta her yaşta sporcu için özel kayak ayakkabıları ve kayaklar mevcut idi. Kayak sporunda bayağı deneyimli duruma gelmişlerdi. Hafta sonlarında bazen babaları ile birlikte bazen sporcu olan emir erleri refakatinde Yozgat’ı çeviren ve kayak sporuna çok uygun dağlarda korkusuzca kayıyorlardı. Bir defasında babaları onları beraberindeki askerler ve öğrencilerle spor yaparken çok dik bir yamaçtan kayarken görmüş önce tanıyamadığı için karsıda iki kayakçı çok sarp yerde kayıyor deyince etrafındakilerin onlar sizin çocuklar cevabını almış ve çok kızmıştı. Akşam annelerini tedirgin etmemek için bu durumdan hiç bahsetmedi ama sonraki günlerde onların kendi yakınında bulunmalarına özen gösterdi. Mert’in ilk spor başarısı yine Yozgat ta olmuştu. Abdullah’ın bostanı denen bir alan spor etkinliklerine ayrılmıştı. Harp nedeni ile top bulunamadığı için çocuklar o zaman daha başka spor etkinliklerine katılıyordu. Bisıkletler kiralayıp dolaşırlar bazen de yumurta yarışı çuval yarışı gibi yarışlara katılırlardı. Bir defasında Mertte çuval yarışında 3. oldu ve bir atlet fanilası kazandı. İkinci cihan harbi bütün acımasızlığınca devam ediyordu Babası Ankara’da göreve başladı. Ancak Ankara’da ev bulmak olanaksızdı. Bir süre anneleri ile birlikte Edirne’de teyzelerinde kaldılar sonra İstanbul bağlar başında bir ev kiraladılar. Tabii kısa süreler için oradaki okullara devam ettiler. Okul tatili yaklaşırken babası Ankara’nın 9 km uzağında bir tatil beldesi olan Keçiören’de ev tuttuğunu bildirdi. Keçiören o zaman cennet gibi tabiat güzelliği yanında modern evleri ve alt yapısı olan daha çok Ankara’nın elit ailelerinin özelikle yaz aylarında oturduğu bir belde idi. Evleri 10 dönümlük meyve bahçeleri ve bağlarla kaplı bir alanı olan iki katlı kâgir tipik bir Ankara evi idi. Kocaman cumbalı bir salonu ve üç büyük odası, kocaman bir mutfağı ve hamamı vardı. Odalardaki yüklükleri oda diye kullanabilirdiniz. Hatta Mert onlardan birini laboratuar olarak düzenlemiş kendince araştırmalar yapıyordu. Anneleri onlara cumba içinde sedir hazırlamıştı. Oradan bütün Ankara’yı seyretmek mümkündü. Mert ve ağabeyi çok mutlu oldular. Arkadaşları ile ağaçlar üzerinde bahçe içine kurdukları spor alanlarında her türlü sporu ve oyunu gerçekleştirebiliyorlardı. Onlar Ankara’daki okullara devam etmek zorundaydı. Zira orta okullar sadece Ankara’da idi.Bu nedenle her gün otobüsle 9 km yolu gidiyor ulus meydanından okula bazen yürüyor bazen ise ayrı bir otobüse biniyorlardı.Akşamları ağabeyi ile buluşup beraberce eve dönüyorlardı Otobüsler çok kalabalık oluyor bazen kapılara asılarak gitmek gerekiyordu.. O tarihte Ankara’daki otobüs garajlarının içindeki otobüslerle birlikte yanması sıkıntıya dayanılmayacak düzeye getirmişti. Ancak bahçelerin, doğa ile iç içe hayatın büyüsü bu sıkıntıları onlara bir nebze olsun hissettirmiyordu. Bağ ve bahçeler içersindeki yaşamına birde okuduğu 4. ortaokulun o zamana göre çok modern spor olanaklarına beden eğitini öğretmenlerinin kalitesi katılınca iyi bir sporcu olmasına yetti. Okulun bütün spor etkinliklerinde ön sırayı alıyor. Yakan top voleybol hentbolda sınıf takımında oynuyordu Aletli jimnastik çalışmalarında da hocalarının beğenisini kazanıyordu. Ancak babasının Eskişehir’e tayini nedeniyle oluşan hayat tarzındaki değişiklikler önceleri onu çok olumsuz etkiledi. Bahçelerdeki hayatın apartman ve şehir hayatına dönüşmesi çevreye ve şehirli arkadaşlara alışabilme zorluğu ve ağabeyinin bütünleme için çalışmak zorunda oluşu yalnız kalmasına neden oldu. Kendini kitaplarına vererek durağan bir hayatın içine girdi. Buluğ çağında ve hayatı sporla yoğrulmuş genç insanın kilo alması kaçınılmazdı. kilo aldıkça toplumdan uzaklaşmaya  ve iyice eve  kapanarak hareketsiz bir yaşam sürdürmeye başladı ..Bu durumu geçte olsa fark ederek kilo düşmenin ve spor yapabilmenin yollarını aramaya başladı.Eğitimli çevresi diyet ile kilo düşmesine karşı olduğundan ailesinin önerilerine saygılı olan MERT spor olanaklarını aramaya başladı.Doğal çevrede çok kolay bulunabilen bu olanaklar şehirde hele çevreyi de tanımıyorsanız tamamen olanaksızlaşıyordu.Ailesi de  onun gibi değişik bir çevreye uyum zorlukları yaşadıklarından ona yeterince yardımcı olamıyorlardı.Evlerine yakın bir arsada okul arkadaşları ile birlikte basit bir voleybol sahası kurdular.Bu arada sahanın çevresinde kendi hazırladığı güllelerle atma çalışmaları ve kültürfizik yapıyordu.Bir gün çalışmalarını dikkatle izleyen genç bir adam Mert in yanına gelerek neler yaptığını merak ettiğini söyledi O ise önceki spor hayatına değinerek;burada da çalışma olanaklarını  hazırlamaya çalıştığını belirtti.Atletik yapılı genç İstanbul teknik üniversitesine devam ettiğini Eskişehir’de bulunduğu yaz aylarında stadyumda çalıştığını anlattı.Neden sende bizimle beraber oraya gelmiyorsun?orada senin yaşında gençlerle tanışırsın.Benim kendi nizami gülle,disk gibi gereçlerim var .Birlikte çalışırız dedi.Mert o günden sonra neşe içinde stadyum da çalışmalarını sürdürmeye başladı.Okul çıkışında hemen oraya gidiyor,Cumartesi ve Pazar günlerini çoğunlukla stadyum da geçiriyordu. Artık katıldığı atletizm yarışmalarında atlet ve çorap gibi ödüller kazanıyor, dereceleri Ankara’da yayınlanan aylık bültende yayınlanıyordu. Onun spor tutkusu kendisini lisede tanıtmaya başladı. Kardeşi ve okul arkadaşları da onunla beraber stadyuma gelmeye başladılar. O teknik üniversiteli arkadaşından ve Ankara’da okulda öğrendiklerinden çevresindeki arkadaşlarını bilgilendiriyor onlara atletizmi sevdirmeye çalışıyordu. Bir gün beden eğitimi dersinde öğretmen kendisini göstererek ’Mert size örnek olmalıdır: göreceksiniz birkaç sene içersinde aranızda en güzel bedeni olan başarılı sporcu olacaktır. Onu hayranlıkla izliyoruz’ dedi. Mert şaşkınlığını saklayamıyordu. Demek ki izleniyor, Çalışmaları ciddiye alınıyordu.

SPORCUNUN BESLENMESİ - KALORİ GEREKSİNİMİ:

Günlerden bir Pazar günü idi. Masmavi gökyüzü güneşli ve serin bir ilkbahar sabahı: gençler atletizm mevsimi başlaması nedeni ile yapılmakta olan yarışmalar için hazırlanıyorlar; kimi arkadaşının tuttuğu kronometreye göre koşu hızını ölçüyor. Bir başkası kum havuzunda atlamalar yaparak eriştiği uzaklığı saptıyor, mert ise gülle ve disk çalışmaları yapıyordu Kendilerinden geçmiş bir durumda yaptıkları işe konsantre olmuşlardı. Atletizm pistinin bir bölümünde ilerlemiş yaşına rağmen atlet yapısıyla dikkat çeken bir sporcu ısınma koşuları yapmaktaydı. Bir ara yaşlı atlet çalışmalarına ara vererek mert’in yanına yaklaştı.’selam verdikten sonra’ seni birkaç gündür izliyorum. Çalışmalarındaki devamlılık ve arzu dikkatimi çekti. Seni tanıyabilir miyim diye sordu. Mert çocukluğundan beri sporla ilgilendiğini babasının ve ağabeyinin de sporcu olması onu daha da güçlendirdiğini ancak son zamanlarda şehir ve ortam değiştirme, nedeniyle spora ara verdiğini, durağan hayatın kilo almasına neden olduğunu anlattı.Spora tekrar dönmenin onu çok mutlu ettiğini belirtti.Yaşlı atlet hekim olduğunu söyleyerek;Önceleri aktif bir sporcu olduğunu ancak üniversite hayatı ve hastanelerdeki yoğun çalışmaları spor yapabilmesini aksattığını söyledikten sora:Bir insan ya hiç spor yapmamalı veya bir defa başladıktan sonra onu bir yaşam bicimi haline getirerek spordan hiç kopmamalı dedi.ve ekledi sizlere “METABOLİZMA NEDİR” anlatmaya çalışacağım çevresi birden bire kalabalıklaştı.Sporcu gençler spor ve sağlık konusunda bilgilenmek istiyorlardı.Doktor yavaş ve anlaşılır bir üslupla söze başladı İnsan bedenine giren ve çıkan maddelerin dengesi sağlıklı beslenmeyi oluşturur.Besin maddelerinin içersindeki hidrojen kan yolu ile hücrelere gelen oksijenin etkisi ile yanmakta ve enerji açığa çıkmaktadır.Karbonhidratlar(şeker ve unlu besinler) ve proteinler(et süt yumurta  ve baklagillerin oluşturduğu besinlerin önemli bir bölümü) yanmasıyla 4.l kkal, açığa çıkarken yağların yanması ile 9.l kkal alkolün yanması ile7.2 kkal  açığa çıkmaktadır.Beden dinlenme durumunda dahi önemli organların enerji gereksinimi için oksijen kullanmaktadır.Ölçülebilen bu değer BASALMETABOLİZMA olarak adlandırılır.Yaş cins meslek ve beden yüzölçümüne göre değişme gösterir.Bazı hastalıklarda artış gösterir.Sporcularda kasların genişlemesi ile beden yüzeyi ileri derecede arttığı için oksijen gereksinimi dolayısıyla bazal metabolizma yükselir.Buna bağlı olarak bedenin enerji gereksinimi artar.Eğer sporcu geçici bir zaman için bile sporu bırakırsa besin maddeleri ile giren hidrojen vücudun kullandığı oksijenden fazla olacağından kilo almak kaçınılmazdır.Bu nedenle sporcu hem beden hareketlerini hem de beslenmesini kontrol etme zorundadır.Bedenin fonksiyon ve yapısını ayakta tutabilmek için gerekli enerji besinlerden sağlanır.Onların enerji taşıyıcıları yüksek moleküllü Karbonhidratlar,proteinler ve yağlardır.Besin maddelerinin yıkılması ile oluşan enerji beden tarafından beden yapısının oluşması,bedenin gelişmesi,beden ısısının korunması,kas faaliyetleri,madde taşınması ,  elektrolit ve iyonların dengesi için kullanılır.Enerjinin yarısı temel fonksiyonlar:Karaciğer,beyin,sindirim sistemi,hücre içi veya dışı elektrolitler ve sıvı dengesinin sağlanmasında kullanılır.Besin maddelerinin yanabilmesi için oksijen gereklidir.;yanma sonucu karbondioksit açığa çıkar hücrelerden kan suretiyle akciğerlere getirilir ve solunum yolları ile dışarıya atılır.Sağlıklı bir insanın bazal metabolizması günlük 1400-1800 Kkal’dir.yaş arttıkça enerji gereksinimi azalır.Beden hareketleri ve ortamın ısısının azalması kalori gereksinimi artırır.Bu artış en çok %25 olabilir.Genellikle oturmak suretiyle çalışan bir şahsın beden hareketlerini kısa süreli artırması çok nadir olarak 2500 Kkal enerji gerektirir.Bu nedenle beden hareketlerini artırmak kilo vermek için bir yol olamaz.

Eğer 45 dakika yürür, yarım saat koşar veya 20 dakika testere ile odun keserseniz ancak 400 Kkal enerji sarf edebilirsiniz. Buna rağmen bir dilim pasta veya birkaç adet ceviz, fındık veya fıstık ile bu kalori alınabilir. Şu halde spor yapmanın bir önemi kalmıyor diye yakındı Mert. Doktor hayır diye ekledi ’Eğer beslenmemizi dengeler hareketlerimizle bunu desteklersek pekâlâ hiç bir sorun olmadan kilo düşmek mümkündür. Önce beslenme dengeli bir hale getirilmelidir. Bir sporcunun mesela senin günlük enerji gereksinimin 4000 Kkal diyelim bu durumda 3500 Kkal alınırsa zamanla 10 kgr düşülebilir. Günlük bu enerji alınırken yağlar ve kolaylıkla yağa dönüşebilen şeker, Alkol gibi karbonhidratlar yerine Proteinli gıdalar ve meyveler seçilirse sorun daha kolay çözülür. Buna spor ile sarf edilen enerjide eklenirse gayeye daha kolay varılabilir.

Ben nasıl bir beslenme programı uygulayabilirim? Bana ne önerebilirsiniz diye sordu Mert.

Doktor anlatmaya başladı: Önce günlük bir spor programı düzenlemelisin. Isınma hareketleri olarak yapacağın yarım saatlik koşu ortalama 500 Kkal gerektirir. Bunu takiben yapılacak kültürfizik ve sportif çalışmalarda 500 Kkal gereksinme duyarsa toplam enerji gereksinimi 4500–5000 kkal yükselir. Ben sana bu durumda 3500–4000 Kkal besin almanı öneririm. Ancak sen stadyumda yapmış olduğun çalışmalara ek olarak yürüyerek ve kürek çekerek de enerji sarf etmektesin. Çabuk kilo düşebilmen için 3500 kkal besin yeterli olabilir.

Olabildiği kadar yağsız alkolsüz bol sebzeli süt ve süt ürünlerinden zengin kuru yemişten uzak taze meyvelerle takviye edilmiş bir diyet tercih edilmelidir. Su ve şekersiz açık çay mümkün olduğu kadar çok tüketilmelidir.

Mert çok mutlu olarak doktor ile vedalaştı ve oradan eve gitmek üzere ayrıldı. Annesi onun en iyi arkadaşıydı ona doktor ile konuştukları beslenme ve metabolizma konularını anlattı uygulamak istediği diyet hakkında bilgi verdi ve kendisinden bunun için yardımcı olmasını rica etti. Akşam yemeğini kendisi seçerek aldı. Sebze yemeğinin yağsız etlerini ve patates dışındaki sebzeleri tabağına koydu. Yeşil salataları da ayrı bir tabağa aldı ekmek ve pilav

almadı.Yemeğin üzerine birde elma yedikten sonra ağabeyi ile birlikte dışarı çıktı.. Ağabeyi kız arkadaşı ile buluşmak üzere ayrıldı. Mert bir kik kiralayarak yarım saat kürek çektikten sonra su boyunda yürümeye başladı. Akşam serinliği başlamış olmasına rağmen kır kahveleri ve açık hava gazinoları çaylarını ve kahvelerini yudumlayanlarla dolu idi.

Karşıdan gülümseyerek gelen koyu mavi montla omuzları daha da geniş görünen tanıdık simanın. Yaklaşınca sabah sohbet ettikleri doktor olduğunu fark etti. Ooo , Mert,bakıyorum stadyumda değilsin diye takıldı.Mert hemen hesap verir gibi aksam diyet yemeği yediğini sonra yarım saat kürek çektiğini anlattı.Atlet doktor kahveye oturup çay içmeyi önerdi.Mert meyveli bir gazoz içmek istediğini söyledi.Doktor bak Mert işine karışmak istemiyorum ancak bir şişe meyveli gazoz içersinde bol şeker bulunmaktadır en az 300 Kkal üzerinde enerji verebileceğine dikkatini çekerim.Bunun yerine limonlu şekersiz çay veya maden suyunu tercih etmen yerinde olacaktır.Bu tip içecekler içersinde sağlığı olumsuz etkileyecek çeşitli maddeler bulunabilir onun yerine doğal süt ayran veya sıkma meyve suları içilebilir.Bir sporcu yeterli miktarda  sıvı almak zorundadır.Bu gerek böbreklerin,gerekse sindirim sisteminin fonksiyonları bakımından önemlidir.Sporcular terleme,idrar ve dışkı yoluyla diğer insanlara kıyasla daha büyük miktarda su kaybederler tabii bu sıvıyla beraber kaybedilen elektrolitler nedeni ile kanda elektrolit dengesi bozulabilir.Bol su ve tuz alınması önerileri bu nedenle yapılmaktadır.Burada eğer seni sıkmıyorsam genel olarak bedenin SIVI ve ELEKTROLİT gereksinimi üzerinde konuşmak istiyorum.: Mert bu konularda hiç bir bilgisi bulunmadığını gerek biyoloji derslerinde ve gerekse beden eğitimi derslerinde çok sathi olarak değinildiğini sağlığı ile ilgili bütün konuları öğrenmek istediğini bildirdi;Keşke ağabeyimde burada olsaydı diye düşündü.

 

SU VE ELEKTROLİT DENGESİ:

Yetişkin bir insanın günlük su gereksinimi  2500 ml.dir.Erişkinlerde toplam beden sıvısı beden ağırlığını %60 ı kadardır.Günlük içme suyu ile 1000-l500 ml,katı veya yarı katı besinlerle 700 ml, oksidasyon yolu ile 300 ml sıvı bedene alınır.Su ince ve kalın bağırsaklardan emilir. Oksidasyon sıvısı ise besin maddelerinin hidrojenlerinin oksijen ile yanmasıyla oluşur.

Günlük sıvı atılması ise idrar ile 1000 -1500 ml, deri ile 500 ml, akciğerlerle 400 ml olmak üzere toplam 2000 -2500 ml dir. Sodyum ve potasyum iyonları hücre içinde ve dışında serbest hareket ederler. Kalsiyum buna karşı çok az miktarda iyonlaşmış durumdadır. Genellikle proteine bağlanır.Kalsiyumun plazmadaki konsantrasyonu tek başına kalsiyum dengesi için mana oluşturmaz.Asit-Baz dengesindeki sapmalar fosfatlar ve hormonlarla sıkı sıkıya ilişkilidir.Bu bakımdan beslenmede alınan kalsiyumun doğal yollardan sağlanması gerekir..Süt ve süt ürünleri fosfat ve kalsiyumun dengeli bulunduğu besinlerdir. Sodyum genellikle mutfak tuzu şeklinde alınır.(Sodyum klorür);sağlıklı bir insanda böbrekler vasıtasıyla dengelenir. Kilo düşmek isteyenler aşırı tuz almamalıdır. Az tuzlu veya tamamen tuzsuz hazırlanmış yemeklerin üzerine serpilerek alınması faydalıdır. Bu yolla daha az tuz alınmakla beraber tuz lezzetice besinlere katılmış olur. Sebze suları çeşitli mineralleri içerdiklerinden çok önemli besi kaynağıdır. Sporcuların diyetlerinde yer alması önerilir. Mert saatin geç olduğunu evdekilerin merak edebileceklerini söyleyerek ayrıldı. Kafası iyice karışmıştı. İnsan bedeninin ne kadar kapsamlı bir yapıya sahip olduğunu düşündü. Fakat neden bu konular biyoloji derslerinde üstünkörü geçiştiriliyor. Hele beden eğitimi derslerinde böyle konulara hiç değinilmiyordu. Duş alarak pijamalarını giydi yatağında biraz düşünmek istiyordu fakat günün yorgunluğu ve mutluluk veren olayları hemen uykuya dalmasına neden olmuştu. Sabah çok zinde ve mutlu bir şekilde uyandı. Ağabeyi ile kahvaltıya oturdular süt yumurta domates ve beyaz peynirden oluşan kahvaltı neşe içinde yenildi sonra beraberce okul yoluna koyuldular. Otobüs olmasına karşın genellikle iyi havalarda yürümeyi yeğliyorlardı. Aksam okul çıkışı ağabeyi arkadaşları ile birlikte köprübaşı ve su boyunda gezmeyi önerdiyse de Mert stadyuma gitmek istiyordu onlardan ayrıldı stadyuma yöneldi. Okul ile stadyum arasında takriben 2 km lik bir yol vardı. Parkın içersinden geçti baharın göstergesi olan çiçekleri seyretti kuş cıvıltılarını dinledi mutluluktan uçuyordu. Ne dersleri nede diğer sorunları düşünüyor sadece baharı yaşıyordu. Stadyuma gelince hemen spor giysilerini giydi düz koşu ile çalışmalarına başladı Koştukça neşesi artıyor daha uzun süreli koşmak istiyordu içinde kanat çırpan bir kuşun hafifliğini hissediyordu O gün sadece koştu stadyumda ondan başka kimsede bulunmuyordu. Terini kuruladıktan sonra giyindi su boyuna doğru yürümeye başladı. Etrafta bahar temizliği yapan bayanların sesleri duyuluyor, ara sıra bir payton atların ayak seslerinin büyülü namesi ve zil sesi ile yanından geçiyordu. Su boyuna gelince bir kayık kiraladı. Bunlar sportif faaliyetler için imal edilmiş tek veya iki kişilik ince uzun kik denilen sandallardı. Spordan çok eğlence amaçlı olarak kiralanıyorlardı. Bir saate yakın kürek çekti. Dalları derenin üzerine eğilmiş söğüt yaprakları ve çiçek açmış ağaçlar ile harikulade bir tablo oluşmuştu. Küreklerin suda çıkardığı seslere kuş cıvıltıları karışıyordu. Zamanı dolduğu için kayığı teslim etti ve dere boyunca yürümeye başladı. Düşüncelere öyle dalmıştı ki ağabeyi ve arkadaşları ile birlikte şık elbiseler içinde doktorun geldiğini fark etmedi. Ne kadar dalmışın Mert dediler ve bir yere oturmayı önerdiler. Çaylar söylendi sohbete başladılar. Konu tabii spordu: Doktor onlara katıldığı atletizm yarışmalarından yurt dışı deneyimlerinden, oradaki tesislerin mükemmelliğinden bahsetti. Mert doktora devamlı beynini meşgul eden soruyu yöneltti: Bunca yıl spor yaptıktan sonra neden hala sporla ilgileniyor. Sporu bırakmıyordu. Ben diye başladı doktor çocukluğum ve gençliğim aktif sporla yoğrulmasına çeşitli yarışmalarda ödüller kazanmama rağmen üniversite yıllarımda sporla ilişkimi yeterince devam ettiremedim. Üniversitenin ilk yıllarında kültürfizik yapıyor, uzun yürüyüşlerle bedenimi fit durumda tutmaya çalışıyordum. Hatta yurdun kütüphanesinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermiyordum. Daha sonra edindiğim arkadaşlara uyarak yavaş yavaş sigaraya başladım ve Beyoğlu’nun Anadolu’dan gelen gençleri cezbeden eğlence yerlerine alıştım. Artık sıklıkla içkide alıyordum. Bu durum ailemin İstanbul’a gelişine kadar devam etti Ancak arkadaşlarım spor yerine kızlarla piknik yapmayı ve akşam hayatını sevdiklerinden bende onlara katıldım Sporla ilişkim yaz aylarında yüzmek

kış aylarında yürümek ve evde beden hareketleri yapmaktan ibaretti Askerlik süresinde bu durum devam etti Daha sonra evlendim ve Doğuda görev yaptım. Hayatım tekrar durağan hale gelmişti. Kilo aldım. Bel tutulmaları gibi şikâyetlerim başladı Aslen spor tutkunu olan eşimin yardımı ile tekrar spora ve beslenmemi dengeli hale getirmeyi başardık.

SİGARA VE SİGARA DUMANININ SAĞLIĞA ZARARLARI HAVA KİRLİLİĞİNİN

OLUMSUZ ETKİLERİ:

Mert doktorun konuşması sırasında sigaraya başlamış olduğunu öğrenmiş şaşkınlığını belirterek nasıl oluyordu da sporcu bir doktor sigara kullanabiliyor? Sorusunu yöneltme gereği duymuştu: Kendisinden sigaranın ve dumanının ayrıca hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini anlatmasını rica etti: Doktor içini çektikten sonra anlatmaya başladı: Sigaranın yanması ile oluşan dumanın içersinde bulunan zehirli gazlar tütünün yapısında bulunan NİKOTİN insan sağlığına olumsuz etki yapan unsurların başında yer alır.

Başta solunum yollarının fonksiyonunu bozulur ve solunum yolları mikroplara karşı önemli savunma araçlarından yoksun hale gelir. Solunum yollarının içersi burun ve genizden içersinde gaz değişiminin oluştuğu akciğer alveollerine kadar titrek tüylü epitel ile kaplanmıştır hemen bu epitelin altında bronş sekreti denilen balgamı oluşturan sektet bezleri bulunur. Sigara dumanı Ve havada bulunan petrol ürünlerinin yanması ile oluşan gazlar(kükürt dioksit, karbon dioksit veya azot di oksit ) havada asılı bir şekilde bulunan(büyük bir kısmı yakıtlardan kaynaklanan)su buharı ile birleşerek asitleri oluşturur. Bunların etkisi önce silyar denen titrek tüylerin felç olmasına ve broş sekretinin koyulaşmasına neden olur. Özellikle kükürt dioksitin duyarlı insanlarda bronş kasının kasılması ile astım oluşturduğu ispat edilmiştir. Nikotin solunum yolları için çok zararlı bir maddedir. Titrek tüyleri felç ederek ve koyu bronş sekretinin salgılanmasına neden olarak. Bronşların yabancı unsurlardan özellikle virüs ve bakterilerden koruyan fonksiyonunu bozar. İltihaplanmalara ortam hazırlar. Sigara dumanı yalnız kullananı etkilemez, kapalı yerlerde cevrede bulunan sağlam insanlara özellikle çocuk ve duyarlı şahıslara da zarar verir. Üzülerek belirtmeliyim birçok hekim ve spor adamı açık ve kapalı alanlarda keyifle ve hiç utanmadan sigara kullanmaktadır. Bir gün İstanbul teknik üniversitesinde hava kirliliğinin insan sağlığına olumsuz etkileri hakkında konferans sunmak üzere davet edilmiştim. Kürsüye çıktığımda dumandan göz gözü görmüyordu. Ben buraya hava kirliliğinden bahseden konuşma yapmaya gelmiştim ancak görüyorum ki kapalı alanlarımız dışarıdan çok daha kirli burada sigara dumanının insan sağlığına olumsuz etkisinden bahsetsek daha iyi olacak dedim. İnsanların yüzleri asılmıştı birbirlerine bu ne diyor. Diyerek protestolarını belirtiyorlardı. Ortamın tadı kaçmıştı ama hava kirliliği hakkında konuşmamı tamamladım. Şimdi bunun üzerine tam zamanı birazda hava kirliliğinden bahsedeyim. Endüstri, enerji santralleri, evlerde ısınma için kullanılan yakıtlar, ekzoz gazları özellikle petrol ürünlerin yanması sonucu yukarda değindiğimiz kükürt dioksit, karbon dioksit, azot dioksit gazlar yanında çoğunluğu kanserojen olan birçok madde gaz şeklinde havaya yayılır.

Petrol ürünlerinin yanması ile oluşan su buharı da havadaki nem oranını artırarak

, bakteriler, virüsler alerji oluşturan diğer birçok canlı organizmanın çoğalmasına neden olur.Bu durum bazı şartlarda kitle ölümlerine varabilen felaketleri bile oluşturabilmektedir.

DOĞA SEVGİSİ:

Masmavi bir gökyüzü,zaman zaman uçuşan bulutlar,ormanlar.dağlar,yeşil vadiler içinden akan gürül gürül ırmaklar.Bir yaz günü sağanak halinde yağan yağmur ve gökkuşağı,lapa lapa yağan kar bembeyaz dağlar ağaçlar,kediler köpekler kuşlar ve daha niceleri ile doğa İnsana mutluluk ve sağlık bahşeder.Bütün beden fonksiyonları daha iyi çalışır.İnsanoğlu açgözlülüğü ile doğaya saldırmış küçük büyük su kaynaklarımız havamız denizimiz kirlenmiş sahillerimiz beton duvarlarla insan gözünden uzaklaştırılmış kokudan yanına yaklaşılmayacak hale gelmiştir.Yurt dışında yaşadığım süre içersinde insanların doğaya verdikleri değer özellikle dikkatimi çekti..Çoğumuz Avrupa dendiği zaman devasa otoyollar fabrikalar limanlar alışveriş merkezlerini düşünürüz. Almanya da şehirlerin ormanlıklar ve tabiat güzellikleri arasına serpilmiş olduğunu görürüz. Kırsal alanlarda ise İnsan eli ve tabiatın nasıl birlikte güzellikler oluşturduğunu hayranlıkla seyredersiniz.

Yeşil ovalarda ve yaylalarda yer yer oluşturulmuş koru ve ormanlar ve bunların arasına serpilmiş kırmızı kiremitler ve çiçeklerle donanmış balkonları ile köy evleri kahverengi veya siyah beyaz renkli tertemiz sığırlar, temiz ve bakımlı köy yolları insanı işte cennet burası diyecek kadar büyülüyor. Avrupalı çocuklar ve gençler doğa aşkı olarak eğitilmişlerdir. Her hareketleri ile doğanın muhafızları edasını takınarak hareket ederler. Henüz Almanya ya yeni gelmiştik. Arkadaşlarımız hafta sonu güzel bir dağ gezisi önerdiler. Otomobillerle dağın eteğine kadar geldik. Bizim gibi dağa tırmanmak isteyen kalabalık bir gurupla yola koyulduk. Yaşlı genç çocuk hatta koltuk değneklerine dayanarak yürüyen tek bacaklı özürlü şahıs dağın zirvesine doğru yürüyorduk. Etraf ilkbaharda neşe ile serpilmiş kır çiçekleri ile kaplı idi. Eşim beğendiği bir çiçeği kopararak göğsüne taktı. Bu bizim ülkemizde son derece normal bir olaydı isterseniz bütün çiçekleri toplar demet yapıp evinize götürebilirdiniz. Yaşlı bir adam eşimin yanına geldi onu selamladıktan sonra hafif ve kibar bir sesle bir şeyler söyledi. Arkadaşımız uzun yıllar Almanya’da yaşıyordu söyleneni çevirdi’ Bu dağların çiçekleri hepimizin malıdır. Lütfen onları doğada seyretmemize izin verin’ dediğini iletti.

Diğer bir gün çok güzel çevresi olan bir gölün üzerine kurulmuş taş köprüden etrafı seyrediyorduk. Bir ara arkadaşlarımızdan biri yediği dondurmanın külahını göle fırlattı.

7-8 yaşlarında sevimli bir alman çocuğu yanımıza gelerek bizleri selamladı ‘Bayım, gölüLütfen kirletmeyin. Burası hepimizin malıdır. Onu korumakta hepimizin görevidir dedi.

Sporcu her şeyden önce doğayı seven bir insan olmalı, doğayı korumalı. Doğayı kirletenleri uyarmalı hatta onları eğitmelidir.

Mert doktorun sigara hava kirliliği ve doğa sevgisi hakkındaki konuşmalarını dinledikten sonra ekledi sigara alışkanlığı nasıl bir tutkudur ki içersinde arkadaşlarım ve akrabalarında bulunduğu büyük bir çoğunluk bütün zararlı etkilerine rağmen sigaranın avukatlığını yapmakta ve inatla onu kullanmaya devam etmektedir. Siz nasıl oldu da bu alışkanlıktan kendinizi kurtarabildiniz. Almanya’ya gidişimin ikinci yılı idi. Daha önce her türlü denemeyi yapmış sigarayı bırakamamıştım. İkinci kızım dünyaya gelmişti. Eşim çocuklarımın yanında sigara içmeme izin vermiyordu. Eşim çocuklarım ve çok sevdiğim işim ile mutlu bir hayatımız vardı. Evimiz orman içersinde cennet gibi bir yerde bulunuyordu. Bir taraftan ilkokulun öğretmeni ile çalışarak Almancamı ilerletmeye çalışıyor diğer taraftan hastalarıma daha faydalı olabilmek için geceli gündüzlü çalışıyor Almanca ve İngilizceden çeviriler yaparak bilimsel gelişmeleri izliyordum. Tabii bu meyanda paket paket sigara tüketiyordum. Öyle zaman oluyordu ki bazen masamdaki kül tabağı da iki üç yanar sigara beraber bulunuyordu. Çalıştığım hastane şehirden uzak cennet gibi bir vadinin içersine kurulmuş orman içersinde bulunuyordu. Doğa ve temiz hava nedeni ile veremli ve diğer akciğer hastalıkları olan hastalar orada tedavi ediliyorlardı. Yakında bir gazino vardı hastalar oraya gelirler. Ağır hastalıklarına rağmen sigara ve içkiden azami keyif duyarak günlerini geçirirlerdi. Onları izlerken yaşlılığımı görür gibi oluyordum.

Bir aksam hiç unutmuyorum yılbaşı akşamı diğer bir doktor olan Türk arkadaşımla birlikte içki içtik tabii bu meyanda paket paket sigara tükettik. Sabah uyandığımda ağzımda kan kokusunu andıran bir tat hissettim. Eşimin yanına gittim ’Ben bundan sonra bir tek sigara içersem bana’ sen dünyanın en şerefsiz insanısın verdiğin söz tutmuyorsun  ‘ diye yüzüme bağır dedim. O elimden geldiği kadar sana yardımcı olacağım çok sevindim dedi. Bu ikazı bütün arkadaşlarıma amirlerime de yaptım. İki ay sarhoş gibi dolaştım ama başardım. Bugün Bile önüme bir servet bıraksalar bir tek sigara içmem. Bazen rüyamda sigaraya başladığımı görür korku ile uyanırım.

Bu Pazar Altın çivili Atletizm yarışmaları yapılacaktı Mert ve Ağabeyi son derece heyecanla Pazar gününü bekliyor yağmur yağmaması için dua ediyorlardı her ikisi de

Bir spor kulübüne bağlı olmadıklarından kendi adlarına yarışmaya katılacaklardı.

Her sporcu ancak 3 farklı branşta yarışmaya katılabilmekte idi. Mert gülle atma,disk atma ve uzun atlama branşlarında ağabeyi ise  400 metre cirit atma dallarında yarışacaklardı. Atletizm seyircinin ilgisini çeken bir spor yarışması olmamasına rağmen lise sanat enstitüsü ve ticaret lisesinden gelen sporcu arkadaşları ve yakınları kapalı tribünün önemli bir kısmını doldurmaktaydı.

Mert bu yarışmalarda gülle ve disk atmada ona stadyumun yolunu açan teknik üniversiteli özkent’in ardından ikinci uzun atlamada ise üçüncü oldu. Ağabeyi ise her iki branşta ikinci oldu. Ertesi hafta spor yarışması yoktu.

 

 

 

RUHSAL ORGAN HASTALIKLARI NELERDİR:Sporun tedavide yeri varmıdır:

Sabahın erken satlarında stadyomda buluşarak bir Pazar sabahı çalışmalarını sürdüren sporcu gençler stadyomun gölge bir köşesinde toplanarak verdikleri arada sohbet ediyorlardı konu çok defa olduğu gibi sporun sağlık üzerindeki olumlu etkileriydi.Aile içersinde kulak verdikleri konuşmalarda şeker hastalıkları,kan yağlarının artışı damar basıcının artışı hatta astım gibi solunum yolları hastalıklarında doktorların öncelikle hastalarına spor yapmalarını özellikle uzun süreli yürüyüşler yapmalarını önerdiklerini duymuşlardı.Nasıl oluyorduda spor etkıli tedavi yöntemi olarak kabul edilebiliyordu.Bu sırada atlet doktorun yanlarına yaklaştığını gören gençler merak ettikleri bu hususu doktor ağabeylerinden dinlemek istediler.

Doktor hemen söze başladı.Tartışdığınız konuda haklısınız.Ruhsal nedenlere bağlı organ hastalıklar yaygın olarak görülmektedirBunlara genel olarak PSİKOSOMATİK hastalıklar adı verilir.Yıllarca önce araştırıcılar ruhsal olayların merkezi olarak kabul edilen ara beyininbir bölümünün uyarılması ile maymunlarda mide ülseri oluşturmuşlardır.Diğer bir araştırmacı ise ilerde daha geniş olarak değineceğim VAGUS sinirini keserek mide ülserli 50 hastadan32 sinde iyileşme saptamıştır.Astım bronşial yirminci asrın başlarında bir sinir sistemi hastalığı olarak kabul ediliyordu.Bazı araştırmacılar vagus sinirini uyararak solunum yolları kaslarının kasılmasıyla seyreden astım tarzında bir tablo oluşturdular.Allerjinin bulunması ile asrın ilk 20 yıllarında Allerji astımın tek nedeni olarak görüldü.1918 yılında bir araştırıcı muayene ettiğı 150 astımlıda ancak 1/3 nün allerjik olduğunu saptadı.Daha soraki araştırmalarda ruhsal bozuklukların organlara yayılma yolu olarak VEGETATİF SİNİR SİSTEMİ gösterildi.Mert son olarak değinilen vegetatıf sinir sistemini anlayamamıştı.Ayrıca sıklıkla değinilen VAGUS siniri neydi??

 

Doktor işin iyice zorlaştığını farketti ve ekledi "gelin çocuklar bu kadar karışık bilgilerle sizleri sıkmak istemiyorum  isterseniz daha değişik bir konuya geçelim"dedi.

 

Hepsi birden konunun çok ilginç olduğunu anlatmaya devam etmesini rica etti.Doktor bıraktığı yerden anlatmaya devam etti..Başta düz kaslar damarlar,sekret bezleri gibi çeşitli organların çalışmalarını  insan iradesinin kontrolu dışında  düzenliyen sinir  sitemi vegetatıf veya otonom sinir sistemi adı alır.Daha 20. asrın başında açıklandığı gibi iki ana unsurdan oluşur.

Omurilik sinir düğümlerinden bağlanarak oluşan sempatik, karşıt fonksiyonlu ve  lifleri beyin sapından gelen en önemli siniri VAGUS olan bel kemigi etrafındaki düğümlerle bağlanan parasempatik sinir sistemleri.Vegetatif sinir sitemi etkisini açığa çıkan iletişim maddeleri ile oluşturur.Sempatik sinirlerin iletişim maddesi adrenalin  ve nor adrenalin olup  atardamar basıncını artırır,kalbi hızlandırır,broşları genişletir, deri ve mukoza damarlarını daralır kalbi besliyen damarları  genişietir.Teri azaltır,mideSekresyonunu  ve hareketlerini azaltır.

Parasempatik sinirlerin iletişim maddes Asetilkolin olup sempatik sinirlerinin tam aksi etkileri oluşturur.Otonom sinir sistemi arabeyinde bulunan merkezlerin yönetmindedir.Bu bölge hipotalamus adıyla  tanınır ve bu bölgenin ön kısmında  uyarıldığında vegetatıf belirtilere uyan ruhsal değişiklikler huzursuzluk uyuşukluk verimde azalmasi arka bölgeler uyarıldığında belirgin olarak kuvvet azalması görülür.Genellikle vegetatif sirir sisteminde dengesizlik görülen şahıslarda terleme karın ağrıları,gaz,ishal,kusma ve titreme belirgin şikayetlerdir.

Şikayetler genellikle çocukluk yaşlarında başlar artan ruhsal ve bedensel yükün baskısı ile Psikosomatik hastalığa dönüşebilir.Bazı ailelerde sıklıkla görülebilir. Astım veya kalp damar hastalıkları gibi Psikosomatik hastalıklar ve vegetatif sinirlerin denge bozukluklarında en etkili tedavinin spor olduğu görülmüştür.Gerek streslerin azalması ve gerekse histamin gibi damarlar üzerine etkılı maddelerin azalmasında spor ile oksijenin bedenin en uç noktalarına ulaştırılabilmesi mümkün olur.Genellikle bu tip hastalarda ve allerji hastalarında atardamar basıncı(artaryel tansiyon) çok düşüktür Organizma bu durumu düzenlemek için önce hayati önemi olan organları koruyabilmek için bütün diş damarları yani derinin ve solunum ,sindirim, ürogenital organların damarlarını daraltarak kanın önemli organlarda kalmasını sağlamaya çalışır.Spor yoluyla.kalbın atım hacminin artması damarların içinde bulunan kırmızı kürelere birleşmiş oksijeni en uç hücrelere taşıyarak allerjik reaksiyon sonucu veya sinirsel uyarıyla hücrelerden boşalan ve damarları etkiliyerek ödeme neden olan histamini histidin haline dönüştürerek etkisiz hale getirir. .Diğer taraftan bakteriler viruslar gibi hastalık yapan unsurlarla savaşacak beyaz kürelerin ve fagositlerin en uç hücrelere erişmesini kolaylaştırır.

 

ALLERJİK HASTALIKLAR ,DAĞ HASTALIĞI SICAK VE GÜNEŞ ÇARPMASI;

Akşam olmuştu ertesi gün pazardı,yarışmada yoktu.Doktor hepberaber bir kır gezintisi vepiknik yapmayı önerdi.

Sabah sıcak bastırmadan fidanlığa gidecekler kahvaltılarını orada yaptıktan sonra çalışmalarına devam etmek üzere tekrar stadyuma döneceklerdi.

Mert eve dönünce annesinin hazırladığı pehriz yemeğini yedi.Bu tür beslenmeye bayağı alışmıştı.Kardeşi ile birlikte yarınki program üzerinde konuştular.Aşağıdaki gazinonun saz ve ses sanatkarlarının  sesleri duyulmaya başlamıştı.Balkona oturdular fasıl heyetini dinlediler.Ancak erken kalkacakları için fazla kalamadılar yataklarına yattılar.Sohbet ederken ağabeyi çoktan uyumuştu.Onun böyle süratle uykuya dalışına akıl erdiremiyordu.Uyku üzerindede doktor ile sohbet etmeye kendi kendine karar verdi.Biraz sağa sola döndükten sonra oda uyuduDışardan gelen sesler artık onları rahatsız etmiyordu.

Sabah 7 de uyandılar kumanyalarını anneleri akşamdan hazırlamıştı Köfte,yumurta ve salatadan oluşan piknik yemekleri iki katlı piknik sefertaslarına konmuş sıcak çay ise termosta idi,İzci mataralarına içme suyu doldurup arkadaşları ile buluşacakları yere doğru yürümeye başladılar.Stadyomda l0 kişı olmuşlardı.Biraz sonra doktorda geldi onbir kişi yola koyuldulatr serin bir mayıs sabahı etraf kır çiçekleri ile bezenmiş hafifçe esen rüzgarın hışırdattıgı agaçların gölgesinde fidanlıga geldiler.Herkes yeşil hafif ıslanmış çayıra uzanarak dinlenmeye çekildi yorulmuşlardı.Biraz sonra doktorun önerisi ve önderliğinde l5 dak süren kültür fizik hareketlerini yaptıktan sonra kumanyalar açıldı ve yemek faslı başladı.

Doktor çimenlerin içersinden topladığı çeşitli otları onlara göstererek.Bakın arkadaşlar doğayıSeven ve spor yapan insanların bu tür bitkileri tanımaları gerekir.Bunlar önemli bir kısım sporcunun özellikle bahar aylarında canlarını sıkabilecek şikayetlerinin oluşmasına neden olabilir.Bu tip otların ve bazı kır çiçeklerinin döllenebilmesi için erkek tohum uzun yollar katederek böceklerin ayaklarında veya rüzgar yardımı ile dişiyi bulur.döllenir bunlara Polen adı verilir.Bu  polenler bazı insanlarda allerjik reaksiyon dediğimiz burun tıkanması,göz kaşıntıları gibi şikayetler oluşturarak özellikle mayıs haziran aylarında otluk veya çayır alanlarda yarışan sporcuların verimlerini azaltır.Doktor bunları anlatırken  Erhanın kısık kısık öksürdüğünü burnunu çekerek gözlerini kaşıdığını farkeder.Ne o Erhan senin polen allerjinmi var diye sordu.O da birkaç gündür bu tarz şikayetlerinin bulunduğunu,esasen 2,3 senedir bu

aylarda rahat olmadığını anlatır. babası iyi bir doktor olmasına rağmen evde onun

şikayetleri dikkat çekecek kadar fazla olmadığından herhalde farketmemiş olmalı.Doktor çantasından çıkardığı bir ilacı ona vererek şikayetlerinin bir nebze azaltmayı denedi. Teoman konuşmaları dikkatle dinledikten sonra kendi ile ilgili bir hususu öğrenmek istedi.BendeBahar aylarında  zaman zaman kendimi iyi hissetmiyorum ancak burnum tıkanmadığı,hapşırmadığım gibi   gözlerimde kaşınmıyor .Havanın çok açık pırılpırıl olduğu hafif sıcak bir rüzgarın estiği günler başım ağırır,kendimi elimi kolu oynatmayacak kadah halsiz hissederim böyle günerde canım ne spor yapmak ister nede eğlenmek acaba bendeki bu duruımda allerji ilemi ilgilidir  lütfen anlatırmısınız diye ekledi.Doktor hayır bu şikayetler allerjik değildir.Daha önce değindiğim vegetatif sinir sistemi duyarlı sahıslarda böyle şikayatler olabilir Almanlar bu tıp şahıslara ıklime duyarlı adı verirler.Özellikle alplerin eteklerinde yaşayan insanlarda sıklıkla görülür.Bazı insanlar barometre gibidir hava basıncında oluşabilecek değişiklikleri farkedebilir.Yarın fırtına var veya yağmur yağacak gibi hava tahminleri yapabilirler.Atmosfer basıncındaki değişimlere değinmişken  yükseklik veya

Dağ hastalığı denilen sporcu hastalığınada değinmek istiyorum.

 

DAĞ HASTALIĞI ;Ortalama bir atmosfer veya 760 mm civa basıncında yaşamaya alışmış  insanlar yüksek yerlere çıktıkça yükselme ile İlgili rahatsızlık duyarlarBu etki basıncın azalmasından çok kandaki oksijenin parsiyel basıncının azalmasından ileri gelmektedir.3600 metre yükseklikte insanların bir kısmı etkilenir.Zira burada oksijen basıncı ancak 1/3azalmıştır.Belirtileri çeşitlidir:Şahsa göre

farklılıklar gösterir.Buradada ruhsal ve vegetatif sinirlerin etkilenmesi önemli rol oynar.Başdönmesi,halsizlik,sersemlik,görme ve işitme bozuklukları,burun tıkanması,bulantı hatta kusma susuzluk duygusu,dudak ve tırnaklarda morarma çarpıntı ve kaslarda güçsüzlükdür.En etkili tedavi burundan verilen oksijendir

Dag hastlığı yanında rüzgarın güney veya doğu yönlerden. Esmesi , havadaki nem oranının artışı,yüksek basınç gibi faktörler insanların sinir sistemini etkileyebileceğine daha öncedeğinmiştik.

Bazı sporcularda görülen güç azalması,Verim düşmesi,Baş ağrısı ısteksizlik şeklinde görülen şikayetler ısının ve nemin çok arttığı durumlarda beden ısısının 43 dereceye yükselmesiyle GÜNEŞ ve SICAK ÇARPMASI denilen tabloları oluşabilir.Beden ısısının artışı ile beraber bitkinlik,halsizlik,baş dönmesi ve bayılma görülebilir.Renk soluk,deriIslaktır.İdrar azalır,nabız ve solunum hızlanır.kan basıncı düşer,seyrek olarak şuur kaybı görülür.Bazan karın ağrıları.kol ve bacaklarda şiddetli ağrılar tabloyu oluşturur.Genel olarak bu tablo güneşin dık olarak etkili olduğu saatlarda yapılan kuvvetli beden hateketleri sonucu yüksek ısı ve nemin etkisi ile oluşur. Ölümü bile doğurabilecek böyle durumlarda hasta hemen uygun bir yere yatırılmalı yüzüne ve kollarına gerekirse bedenine su serpilmeli beden soğuk su ile silinmeli,tuzlu su veya tuz tabletleri  içirilmelidir.Çocuklar doktorun anlattıklarını heyecanla dinlediler  doğayı her şeyi ile çok seviyorlardı ancak nimetlerinden faydalanırken zararlı etkilerinide iyi  tanıyarak önlem almasını öğrenmeliydiler.Eşyalarını toparladıktan sonra  stadyom yönüne neşe ile hareket ettiler.Öğle güneşi etkili olmaya başlamıştı doktora teşekkür edip tekrar buluşmak üzere vedalaştılar. Doktor onlar için bir sürpiriz hazırlamıştı.Çocuklar diye söze başladı uzun zamandır sizlerin ilginizi görerek hastanedeki  toplantı odasında atletlerin yarışmaya hazırlanması sporcunun yarışmaya hazırlanması ve spor yaralanmaları konulu bir sohbet toplantısı  yapmak istiyordum hastanedeki genç ortopedi uzmanınında katılımıyla bu toplantıyı haftaya Cumartesi günü öğlenden sonra yapmayı kararlaştırdık

Hepberaber hatta bugün aramızda olmıyan sporcu arkadaşlarla birlikte sizleri bekliyorum.Diyerek ayrıldı.Gençler çok mutlu olmuşlardı.Hem hastaneyi görecekler hemde çok ilgilendikleri konular hakkında bilgi sahibi olacaklardı.Neşe içinde evlerine gitmek üzere ayrıldılar.Mert ve ağabeyi çok acıkmışlardı annelerinin özenle hazırladığ yemekleri yediler.Öyle yorulmuşlardıki hemen öğlen uykusuna yatarak uyudular.Uyandıklarında akşam serinliği başlamış kır kahveleri insanlarla dolmuştu.Çeşitli müzik nameleri duyuluyordu Insanlar yavaş yavaş su boyunda piyasaya çıkıyorlardı,biraz kürek çekmek istediler;iki kşilik bir kik kiraladılar iki gencin gücü kayığı  sülün gibi süzdürüyor kürek çektikçe hızlanıyor etraftan hayranlıkla seyrediliyorlardı nehir kenarındaki  bahçelerdeki kızlarında İlgisini farkedince gençler hızlanmanın zevkini çıkarıyorlardı. Bir saatlık çalışmadan sonra tekrar su boyuna  gelerek arkadaşları ile buluşacakları yere doğru yürümeye başladılar bu akşam devlet demir yolları kapalı salonunda buluşacaklardı. Boks,güreş,eskrim çalışan ve ağırlık kaldıran genç sporcular görülüyordu.Mert ve ağabeyi evde her akşam anne ve babaları gezmeye gitmek için ayrılınca eşyaları salona alıp misafir odasındaki halı üzerinde kıyasıya güreş tutarlardı.Bazan okadar dalarlardıki bir saata yakın bir zaman güreştıklerini anlıyamazlardı.Bütün güreş oyunlarını biliyorlar onları özenle uyguluyorlardı.Babaları onların güreştiklerini biliyor bazan  Kendi, arkadaşlarına gösteri yapmalarını rica ediyor anneleri buna çok zaman kızıyordu.Onlar salona gelince

Bu durumu iyi bilen arkadaşları güreşmeleri için tezahurata başladılar.İki kardeş arkadaşlarını kırmadı mayoları giyerek kıyasıya güreşe başladılar.O kadar oyundan oyuna geçiyorlardıki seyredenler adeta büyülendi.Onları seyretmekte olan olimpiyat ikincisi deneyimli güreşçi mert ile güreşmek istediğini belirtti.. mert iki kardeş güreşmeyi çok sevdikleri halde sadece aralarında güreştiklerini özellikle.Atletizm ile ilgilendiklerini  babalarının boks ve güreşi yarışma sporu olarak yapmalarına karşı olduğunu  söyliyerek teklifi kibarca redetti.

Ağirlık çalışmalarına daldılar Mert herkesin ilgisini çekiyor onu çekemiyenler ona himaliya pehlivanı adı takmışlar ancak açıkça söylemeye cesaret edemiyorlardı.Mert ertesi gün kapalı salon yanındaki  voleybol sahasına arkadaşı Kaya yı görmek üzere geldi aslında Kaya onun gelmesini istemişti zira kız arkadaşının ağabeyleri onu devamlı tehdit ediyordu kapalı salonda Mert in yanında ona sataşamamışlardı.Kaya okul takımının kitörü idi mert ise zaman zaman ona pasörlük ediyor genellikle orta sahanın kontrolunu çevikliğile elinde bulunduruyordu.İki takım kurup oynamaya başladılar kaya ile Mertin takımı kızın ağabeylerinin takımına açık fark galebe çalmışlardı.tatsızlık olmadan durum yatıştırıldı.Cumartesi öğlenden sonra çocuklar devlet hastanesinde toplanmışlardı.15 genç doktor ile birlikte hastanenin ilginç bölümlerini ziyaret ettikten sonra  hastanenin toplantı odasında toplandılar önce genç ortopedist doktor ile tanıştılar sonra çaylar geld daha sonra doktor 

 

ATLETLERİN YARIŞMAYA HAZIRLANMASI;

Konulu  sohbetine başladı.Bir atlet hangi branşta yarışırsa yarışsın anremanlar veya yarışmalara başlamadan önce ısıma kültürfizik ve germe hareketlerini yaparak kendini hazırlamalıdır önce ISINMA   konusunu açıklığa kavuşturmak istiyorum.

Bu sportif faaliyetlerin olmazsa olmazlarındandır..Neden ısınmak zorundayız?

Aslında ısınmak için yapılan ölçülü koşularla kalb ve dolaşım sisteminin dengeli bir şekilde aktivitelerinin artması ile kanın en uç hücrelere kadar yayılmasını sağlamaktır.Kan yalnızca ısıyı iletmez,oksijenin dokulara yayılması ile hidrojenin daha iyi yanmasını ve enerji oluşmasını sağladığı gibi kas ve eklemleri besler zararlı maddeleri yok eder.Ayrıca taşıdığı beyaz küreler ve bağışıklık maddeleri ile hastalık yapabilecek unsurları yokeder.Isınma nekadar sürmelidir kitaplarda en az 15 dakika olarak gösterilirse de aslında kişiden kişiye değişebilir.Buradaki  17 arkadaşın ellerini tutarsak bunu kolaylıkla farkedebiliriz.Herkesin ayrı ısısı vardır.Beden ısısı yaşa ve bünyeye göre değişebilir normalde 36.5 ile 37.3 arasında değişebilir.Allerjik ve vegetatif sinir sistemi duyarlı şahıslarda genellikle atar damar tansiyonu düşüktür.Bu durumda organizma kalp,akciğerler,karaciğer,beyin,dalak böbrekler gibi önemli organları kan ile besleyebilmek için deri ve iç organların iç yüzünü kaplıyan mukozaların kanlanmasını azaltmak üzere damarlarını daraltır.Bu şahıslarda ısınma süresi uzayabilir.Aynı şekilde en uç bronşioller  broş spazmı ve broş mukuzasındaki ödem nedeni ile daraldığından oluşan dağılım bozukluğunu kırmızı kürelerdeki hemoglobinin yeter oranda oksijenle donanımını sağlıyabilmek için ısınma süresi uzun sürebilir.Ayrıca

İklim,yarışmanın yapılacağı mahalin denizden yüksekliği havanın ısısı ve nemi yarışma Stresinin sporcu tarafından tolere edilmesi bu süreyi etkileyebilir..Isınma düz koşu veya kültürfizik şeklinde yapılabilir bireysel veya toplu sporun şekline göre hoca veya bizzat sporcu tarafından değiştirilebilir.Kültürfizik hareketleri içersinde GERME hareketleri en önemli yeri alır.Boyun,göğüs,sırt ve bacak kaslarında l5-30 sn yapılmalıdır.Aşırı germeler tehlikelidirGerme ile esneme arasında belirli fark vardır germede belirli bir kas gurubu sabit durumda tutulurEsnemede kas kasılır ve gevşetilir .SOĞUTMA.Antreman ve yarışma sonrası hareket ile ısınmış olan organizmanın azaltılarak yapılan beden hareketleri suretiyle dinlenme durumuna geçebilmesini sağlamaktır. SOGUMA Laktik asidin kas ve kan dolaşımından daha çobuk uzaklaştırılmasını sağladığı için ayrı bir önem taşır.Mutlaka yapılmalıdır.en az lo dak  devam etmelidirDoktor bu  sözlerden sonra  sözü genç ortopediste bırakarak SPOR SAKATLANMALARI hakkında bildirisini sunmasını rica etti.Genç doktor spor insan sağlığını korumak ve daha sğlikli olmasını sağlamak için yapılmaktadır.Aşırı yüklenme ve dikkatsizlikler  ısınma hareketlerinin  yeterli yapılmaması sakatlıkların başlıca nedenlerinden olmasına rağmen her spor branşının kendine özel sakatlıklarının bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır.yaralanmalar genellikle sıyrıklar,ezikler çürükler,kas krampları ,kas yırtılmaları,ayakbileği burkulmaları bel boyun bölgesindeki şiddetli ağrılar şeklinde ğörülmektedir.Daha ağır şekilde yaralanmalarda eklem bağlarında aşırı gerilme hatta kopma,meniskus lezyonları bel  ve  kasık fıtıkları,kırıklar çıkıklar görülebilir.

Spor sakatlıklarının nedenlerinin başında kişisel vurdumduymazlık adam sencelık rol oynar. İyi hazırlanmama kilo fazlalıkları uykusuzluk psikolojik ve fiziksel hazırlanmanın eksikliği ısınma hatası. önemli unsurlardır.Buna çevre nedenleride eklenebilirsede kişisel nedenler kadar önem tasşımaz.Çalışma ortamının zemini,iklim şartları ısı,nem,ışık durumu  eklenilebilir ;

SAKATLIKLAR NASIL ÖNLENEBİLİR:

a) peryodik sağlık kontrolları eksikliklerin zamanında saptanarak önlem alınması,b)Isınma ve germe hareketlerinin eksiksiz ve yeterince yapılması,Fiziksel aktivitesi sonrası yapılması gereken soguma hareketlerinin asla ıhmal edilmemesidir., 

Bütün yaralanmalar veya sakatlıklarda kesinlikle uzman hekim muayenesi yapılmalı durum ciddiyetle ve zamanında tedavi edilmelidir.

Burada tedaviler ile ilgili bölümü uzatmak istemiyorum.Ancak sporcuların örgütlenmesi kluplerin sporculara kanat germesi çok önemlidir.peryodik sağlık kontrollerinin  yaralanmalara ve sakatlanmalara zamanında önlem alınması antrönör ve klup yönetimlerinin  en önemli görevi olmalıdır.Gençler konuşmaları dikkatle dinlediler ve her iki doktora teşekkürlerini bildirerek hastaneden ayrıldılar.Yaz gelmiş okullar tatile başlamıştı. Mert ve ağabeyinin birer dersten bütünlemeleri vardı.Bu yaz aylarında da ders çalışmaları gerektiğini gösteriyordu.Atletizm mevsimi kapandığı için günlük yürüyüşler kürek çekme ve zaman zaman kapalı spor salonundaki çalışmalar dışında

Spor uğraşları kalmamıştı Bu mert için çok zor dayanılır bir durumdu..

Doktoru ziyaret ederek sohbeti ile bilgilerinden istifade etmek istiyordu .Ancak kendisinin

 

SENELİK İZİNLE İSTANBULDA OLDUĞUNU VE BİR AY SONRA GÖREVİNE DÖNECEĞİNİ ÖĞRENDİ..

Mert bir taraftan bütünlemeye kaldığı Coğrafya dersini çalışıyor diğer taraftan günlük yürüyüşlerini yapıyor ara sıra stadyoma giderek pistte çalışmalarına devam ediyordu artık kilosu ile bir sorunu kalmamıştı zira besin dengesini bozmuyor gerek kültürfizik çalışmalarını gerekse yürüyüşlerini radikal bir sekilde uyguluyordu.Eylül yaklaşırken babaları onları kabataş erkek lisesine kaydettirmek istiyordu fakat orası bütünlemeli öğrenci kabul etmiyordu.Ağabeyinin fizik öğretmeni ile sorunu dolayısıyla Eskişehirde devam etmek istemediler.Çevreden öğrendiklerine göre yatılı en iyi Lise Kütahya lisesi idiBabaları Kütahya dahil 4 ilin başkanı idi ve Kütahya emniyeti ile yakın ilişkisi vardı.Onların aracılığı ile kayıtları Kütahya Lisesine nakledildi. Ağabeyi oradaki imtihanda başarı sağlıyamayınca Eskişehirde mevcut diğer lise olan Ticaret lisesine kaydedildi.Mert ise Kütahya Lisesinde yatılı öğrenci olarak kaldı.Yatılı hayat başlangıçta onu ruhsal olarak olumsuz etkilemişti hele  en iyi arkadaşı olan ağabeyinden ayrı kalışı hiç hoşuna gitmiyordu.Bir bakımdan ise bağımsızlık hoşuna gidiyordu.Lise fen koluna yazılmıştı sınıfta biri kız 13 öğrenci vardı ve çoğunluk parasız yatılı olup Bilecik orta okulundan gelmişlerdi. Hepsi çok çalışkan üstün zekalı öğrencilerdi.

Yatakhanede ranza sistemi yoktu ama en azından 20 kişi bir  koğuşta yatıyorlardı.

Dolap sorunu epeyce problemdi annesinin yaptığı börek kurabiye gibi hediyeler dolapta durmuyordu dolabın arkasındaki kontroplak sökülüp dolap boşaltılıyordu.Mert  unlu besinleri aslında yemiyordu ama annesinin onun için yaptığı şeyleri tadma şansını bile bulamıyordu.Eskişehirden beraber geldikleri Atom lakablı öğrenci   bu işleri yöneten çete başı idi. Bir gün Mert onu yatak odasında kıstırdı ve epeyce hırpaladı ondan sonra ona ait dolaplara dokunulmadı.Mert sporculuğu ile okulda ün yapmıştı ona kendisine benzediğini ileri sürdükleri isveçli güreşçi Antonson adı verilmişti herğün okul gazetesinde Antonsondan haberler veriliyordu.Kütahyada onunla yarışacak sporcu yoktu rakipsislik musabaka derecelerinde düşmesine neden oluyordu. Sporu sıklıkla gittiği stadyomda sürdürüyor okulda yatakhane yanında çatıya çıkan demir merdiven vardı orada barfiks hareketleri yapıyor en az on basamağı ayaklarını kullanmadan kolları ile tırmanıyor diğer çocuklar iki basamak çıkamazkan o bunu iki defa tekrerliyordu.Kültürfizik ve ısınma hareketlerinide hiç ihmal etmiyordu.Artık okulun güreş,atletizm ve hentbol bölümlerinin başkanı olmuştu.Spor öğretmeni ile iş birliği yaparak görevini yapıyordu.Liseden İstasyona iki şeritli ve yaya kaldırımları oldukça bakımlı yolda hergün yürüyüşlerini yapıyorda,bu yol kız sanat enstütüsü önünden geçiyordu.Orada bir kız güzelliği ile dikkati çekmişti..Yaprak yeşili gözleri koyu kahverengi saçları pembe beyaz teni ile bir prenses görünümünde idi henüz

13-14 yaşlarında olmalı  idi.Kızın ona ilgiside çok geçmeden oluştu artık hergün öğle yemeğinden sonra enüstütü önüne gidiyor sevdiği kız ile gözgöze geliyordu. Yemek yemek aklından bile geçmiyordu.Kızda onun yer aldığı her yarışmaya geliyor çılgın gibi alkışlıyordu. Bu onun ilk ciddi aşkıydı kısa zamanda 5 kilo kaybetmişti aklı fikri ondaydı.Arkadası kaya  ailesinin Kütahya da görevleri nedeni ile gelmis ve  liseye devam ediyordu.Mertin eskişehirden spor arkadaşı idi ve ondan daha evvelde bahsetmiştik..Kayanın ablaları yukarda değindiğim genç kız ile ilişki kurmuşlar onunda  Mertle tanışmayı ve karşılaşmak istediğimi öğrenmişler.İlk karşılaşmaları çok kısa bir süre onların evinde olmuştu.Sonra istasyonda buluşup konuşmayı kararlaştırdılar.Bir Pazar günü istasyondaki küçük parkta buluştular el ele göz göze çok kısa zaman konuştular tamamen platonik bir aşktı zira bir daha buluşma olanağı bulamadılar.

Kütahya çok tutucu bir şehirdi,bu konuda çeşitli tehditler aldıysada sporculuğu ve çevresinde sevilen bir insan oluşu onu olumsuzluklardan korudu.Mert genellikle hafta sonlarını Eskişehirde ailesi ile geçiriyordu onları özlüyor beraber olmaktan çok büyük mutluluk duyuyordu.Diğer bir yandan trenle kütahyadan eskişehire gidiş gelişlerde onu çok mutlu ediyordu,doğaya özel bir sevgi duymasının olduğu kadar seyahat etmeyi sevmesi ve trenin penceresinden doğayı seytederken kurduğu hayaller onun iç dünyasını zenginleştiriyordu.Bu yolculuklarda hiç oturmaz uyumaz sadece seyreder ve hayal kurardı.Eskişehirde bulunduğu kısa anlar içersinde zaman zaman arkadaşları ile buluşur dertleşirdi bir defasında doktoronda bulunduğu bir sohpet toplantısına katılmıştı.Genel konular ve kütahyada yaptığı çalışmalar hakkında kısa bir bilgi sunmuştu.Mert fırsat buldukça sporun her türlü branşında yer

alıyor ve katıldığı yarışmalarda çoğunlukla kendi en üst sıralarda yer buluyordu. Ancak yıl sonunda onu bir sürpriz bekliyordu. Lise bitirme sınavlarında 9 dersten bütünlemeye kalmıştı.Eskişehire utanarak döndü babası onu karşıladı derslerin nasıl diye sordu 9 dersten bütünlemeye kaldım diye cevap verdi Babası çok üzülmüştü rengi sapsarı oldu.Oğlum sana güveniyorum sen hepsini verir üniversiteye girersin dedi.Bu sözler onu öylesine etkilemiştiki apartmanın teras katında kendine bir oda hazırladı gece gündüz çalışarak bütünleme ve olgunluk imtihanlarına hazırlandı.Kocaman terasta dinlenme zamanlarında sporuda ihmal etmiyordu. Eylül de okuluna döndü sevgilisi onu karsılamak üzer gelmişti ilişkiyi bitirmek her ikisi içinde hayırlı idi.Bitirdiler.Mert bütün imtihanlarıni çok iyi notlarla başardı olgunluk imtihanlarında matematikten 9 alarak dikkati çekmişti.

Matematik öğretmeni bir taraftan şaşkınliğını belirtirken bu sonucu aldın diye sakın teknik üniversite sıavlarına katılma diye tehdit ediyordu.Halbuki diğer taraftan Eskişehirdeki öğretmeni onun çok yetenekli olduğunu belirtiyor bütünlemeli öğrencileri matematik dersi vermesi için ona gönderiyordu. İmtihanlar sonucu hiç arzu etmediği halde arkadaşlarının israrı ile yazdığı Tıp fakültesini kazandı.Sanırım amcası ve yengesinin doktor oluşu ve düzensiz hayatları ve tıp fakültesinin ve ihtisas devrelerinin uzunluğu  tıp fakültesini tercihini  olşumsuz etkiliyordu kısmetmiş.Çocukluğundan beri insanlara yardım etme arzusu bu suretle gerçekleşebilecekti.

 



Sayfa Kategorisi: NE YAPMALIYIM
 
>>> DUYURULAR <<<
HASTAŞARIMLA SOHBET
SEVGİLİ HASTALARIM,4 YILDIR MUAYENEHANEMİ BİR TÜRLÜ TEKRAR FAALİYETE GEÇİRMEYİ BAŞARAMAMIŞTIM..bU YIL MART SONUNDA DAİREMİ KİRALAMIŞ OLAN SA..
Devamı >
muayenehane
Sevgili hastalarım,, 31 Mart 2024 tarihinde kiracım muayenehaneyi boşaltırsa,Muayenehanemi tekrar açabilmek için çalışmalarıma başlayacağ..
Devamı >
muyenehanemın kapanması hakkında
Sevgılı hastalarım, 22 mayıs 2020 tarıhı ıtnden ıtıbaren muayenehanemızı kapatıyoruzç Tedavısı devam eden hastalara telefon veya maıl ıle..
Devamı >
muyenehanemın kapanması hakkında
Sevgılı hastalarım, 22 mayıs 2020 tarıhı ıtnden ıtıbaren muayenehanemızı kapatıyoruzç Tedavısı devam eden hastalara telefon veya maıl ıle..
Devamı >
Hastalarıma onemlı duyuru
SEVGILI HASTALARIM, SIZDEN ONEMLI BIR RICADA BULUNACAGIIM..'Muayenehanemde BRONCHOVAXOM veya ORALVAC ıle tedavı edılmıs veye halen ted..
Devamı >
YENİ KİTABIM"SOLUNUM YOLLARI İMMÜNOLOJİS..
Sevgili iokurlarım, Üzerınde uzun zamandır çalışmakta olduğum yeni kitabım"İmmünoloji prensipleri ve SOLONUM YOLLARI İMMÜNOLOJİSİ VE HAST..
Devamı >
TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE
Aziz halkımıza binlerce teşekkürler.Ülkemizde hak hukuk ve kardeşlik pekiştirilirse,Dunyada kimse Türk milletinin kolunu bükmeyi deneyemez.İ..
Devamı >
BRONCHOVAXOM AŞISI VE KULLANIMI
BRONCHOVAXOM  aşıları:Büyüklrrde kullanılan aşı ,7 mgr çocuklarda kullanılan (8 yaş altı) 3.5 mgr olup 4 kutu 30 kapsül  olarak reçete edilm..
Devamı >
Hamilelerde Aşı ve ilaçların kullanılmas..
Hamilelerde bütün aşıların kullanılması kesilmeli,aşılar  aşıyı öneren, hekimin vereceği direktife göre doğum sonrasına ertelenmelidir. İlaç..
Devamı >
BRONCHOVAKSUM AŞISI
Bronchovaxom, bir bağışıklık aşısı olup  yutularak alınan kapsüller içinde kullanılır.Çocklar için yazılan kapsüller daha küçük olmasına rağ..
Devamı >